|

Sihirli bir kürede gibi pembe
bir hayal, tarihin geçmiş
rüzgarlarının estiği Mardin
Kalesindeki gerçek...
Mardin, tarihin beşiğine tutulan
en anlamlı mercek...
Mardin ismi bir şehir adı
olarak, şehrin üzerinde
kurulduğu tepeden gelmektedir.
Antakyalı Ammianus Marcellinus
M.S. IV
asırda kaydettiğine göre; Diyarbekir- Musaybin yolunun “Maride” den
geçtiğini bildirmektedir.
Burada adı geçen Maridenin
Mardin olduğu kabul
edilmektedir. Ermenice
kaynaklarda Merdin, Süryani
kaynaklarında “Merdo, Merdi,
Merde, Marda ve Mardin”
şekillerinde de söylenmiştir.
Eski Arap kaynaklarında
genellikle “Mârdin, Mîrdîn,
Merdîn veya Merden” şeklinde
yazıldığı görülmektedir.
1204H./1789M. tarihli şer’iye
siciline göre de Mardin adı
tarih içerisindeki geleneğini
devam ettirmiş ve Mârdîn
olarak kayıtlara
geçmiştir. Mardin adının nereden
geldiğine dair seyahatnamesinde
değerlendirme yapan Buckingham;
bu adın antik “Marde” veya
“Miride” den gelmekte olduğunu
yazmaktadır. Yine onun
bildirdiğine
göre bu şehirler hakkında çok
şey bilinmediğini söylemektedir.
A.Dupre ve J.Von Hammer
Mardelilerin İran
hükümdarlarından Ardeşir
(226-241) zamanında buraya
yerleştirildiklerini ve muharib
bir kavim olduklarını ifade
eder. Ayrıca mazı- dağı
civarında oturan Yezidilerin
şeytana tapma adetleri
olduklarını, bu adetin de eski
İran’daki şer e tapma adetinin
bir devamı olduğunu, buradaki
şehir ve kavim adları arasındaki
benzerlikten yola çıkarak bir
irtibat kurulmaktadır
I. Osman döneminde 1326 yılında
bölgeyi ziyaret eden De Haiton
zamanında şehir “Meradin” olarak
adlandırılmaktaydı ve buraya
Kürtler yerleşmişti.
Buchkingham’a göre burası Pietro
della Valle’nin ilk karısı Lady
Maani Gwerida’nın doğum yeriydi.
Başka bir rivayete göre ise; bu
bölgede çobanlık yapan Kürtler
buraya geldiklerinde Mardin
şehrinin kurulduğu tepeyi çok
güvenli bir yer olarak görürler
ve buraya hiç kimsenin
çıkamayacağını varsayarak,
Kürtçe “Mare-deen”, Arapçası “Rical’ül-Mecnun”,
yani “deli –adam”
diye adlandırdıkları ve Mardin
adının buradan geldiği rivayet
edilmektedir.
|