|
|
|
SUBARİLER
==> |
HURRİLER |
SÜMERLER |
AKADLAR |
MİTANNİLER |
|
OSMANLILAR
. |
 |
HİTİTLER |
|
SAFEVİLER |
ASUR ARAMİLER |
|
AKKOYUNLULAR |
İSKİT
KİMMER
MED |
|
KARAKOYUNLULAR |
BABİL |
|
ARTUKLULAR |
PERS |
|
SELÇUKLULAR TÜRKMENLER |
BÜYÜK İSKENDER MAKKADONYA
SELEVKOS |
|
MERVANİLER |
ABGARLAR (URFA KRALLIĞI)
DİKRAN |
|
HAMDANİLER |
ARAPLAR EMEVİLER ABBASİLER |
SASANİLER |
<==
ROMA |
|
|
Eski çağlarda ptototürklerin iz
buraktığı, sonra ise zaman zaman
büyük Türk İmparatorların
kurduğu Türk devletlerin
günümüze kadar arazisi olan
Mardin ve çevresi çeşitli
medeniyetler ile zengindir. Bu
çeşitli medeniyetlerin günümüze
kadar yaşaması ise Türk
devletçiliğinde hoşgörünün
korunmasıdır.
Anadolu yaylasının güneydoğu ve
doğu sınırları içinde yer almış
Diyarbakır’a yakın olan Mardin
ve çevresi, Avrupa ile Asya’nın
doğal geçidi olduğu için
Diyarbakır’dan da fazla
jeopolitik önemi bir arazidir.
Bu sebepten de birçok devletleri
içine almış ve toplumları
çeşitli olmuştur. Yaşamış her
toplumsa, kendi medeniyetini
kurarak Mardin’i açık müze
şehrine çevirmişlerdir.
En eski çağlardan bu günümüze
kadar Mardin ve onun çevresinde
birçok devletlerin kurulması
korunup saklanmış
medeniyetlerden belli
olmaktadır. Açık müze halinde
korunup saklanmış medeniyetler
bu şehri üçüncü tarihi şehir
yapmaktadır. Eski Doğu tarihine
göre ilk Mardin ve çevre
medeniyetinin M.Ö. 4500–3500
yıllarda Subariler zamanında
yapıldığı ve Subarilerin
Mezopotamya’da yaşadıkları
bilinmektedir. Bu kanaati
1911–1929 yıllarda o arazide
kazıntı yapan Alman arkeologu
Baron Marvan Oppenheim de tastik
etmiştir. Lakin ondan önceki
tarihin olmaması da mutlak
değildir ve ondan sonraki
tarihi, kurulmuş devletleri ve
medeniyeti de çok zengindir.
Mardin ve çevresinin tarihi
kültürünü: Subariler, Hurriler,
Sümerler, Akadlar, Mitanniler,
Hititler, Asur Aramiler,
İskitler, Kimmer, Medler,
Babiller, Persler, Büyük
İskender, Abgarlar(Dikranlar),
Romalılar, Sasaniler, Araplar,
Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler,
Mervaniler, Selcuklular,
Artuklular, Moğollar,
Karakoyunlular, Akkoyunlular,
Safeviler, Osmanlılar kimi
devlet kültürleri olmuş ve
günümüzde de, Türkiye
Cumhuriyetine mahsus Türk
kültürünü yaşamaktadır.
M.Ö. 2850 yılından başlayarak
Sümerlerin hakimiyeti altında
olan Mardin ve çevresi M.Ö. 2820
yılından Akadlara, M.Ö. 2500
yıllardan Akad-Sümer Devletine
ait olmuştur. Prof. Dr. Ekrem
Memiş Akadların bulunmuş
vesikalarına istinaden M.Ö. 3000
sonlarında Mardin merkez olmak
üzere Güneydoğu Anadolu Bölgesi
ile Kuzey Mezopotamya’daki Musul
ve Kerkük’te Hurrilerin
oturduklarını yazmıştır (Prof.Dr.
Ekrem Memiş. Eski Çağ Türkiye
Tarihi).
Eski Mezopotomya’da insanlar
dizler karınlarına çekik olarak
yatırılmıştır. Mezar içinde
şahsi eşya olarak metal
silahlar, eşyalar seramik kaplar
koyulmuştur. Bu tür mezarlar
Mardin’de bulunduğu gibi
Anadolu’nun diğer yerlerinde ve
Azerbaycan arazisinde de
rastlanan ölü gömme adetleri ile
aynılık teşkil eder. Böyle
mezarlar Azerbaycan arazilerinde
şimdiye kadar da bulunmaktadır.
Mardin ve çevresine ait
arkelojik kazılara göre bu
arazide birçok toplumun
yaşadıkları belli olmuştur ki,
onların içinde İskidler de
vardır. Bu toplumların
birçoğunun da prototürk olduğu
günümüze kadar olan
araştırmalardan bize bellidir.
Hatta iskid-işğuz adlanan
toplumun da Oğuz Türkleri oldukları hatta tarihçilerin tatkikatları vardır.
Mardin tarihini sayfalarken M.Ö.
2200–1925 Mardin’in Babil
Devletinin içine alındığı,
Hititlerin M.Ö. 1925 yıllarında
Mardin’e
girdiği ve bir yıl sonra şehri
şimdiki İran arazilerinden gelen
Midilerin eline geçtiği
ve böylece Midilerin 500 yıl
hüküm sürdüğü görünmektedir.
Mardin
ve çevresi, 692’de Emevilerin,
824’te Halife Memnun zamanında
Abbasilerin hakimiyetine
girmiştir. 885–978 yılları
arasında buralarda hüküm süren
Hamdanilerin kaleyi kesin olarak
zaptedişleri 895 yılına
rastlanır. Doğal olan kalenin
bazı yerlerine surlar yaptırarak
bazı yerlerini de onararak
günümüze kadar dimdik kalmasını
sağladılar. 990 yılında
Mervaniler, Mardini zapt
ederler. Mardin ve çarşılar,
camiler yaparak İpek Yolu
üzerinde bulunan bu önemli şehri
ticari acıdan canlandırırlar.
1089 da Mervaniler Devleti
Nusaybin’de Selcuklulara
yenilerek onların hakimiyeti
altına girer. Büyük Selçuklu
Devletine tabi olan ve Üç kol
halinde: Hısnkeyfa (Hasankeyf)-
Amid (Diyarbekir), Mardin -e
Meyyafarikin (Silvan) -Harputta
hüküm süren bir Türkmen hanedanı
olan Artuklulardan İl Gazi Bey
Mardin’i 1105‘ te ele geçirerek
devletin başkenti yapar. Halebi
aldığı gibi Haçlıları da alır.
Artukluların hakim oldukları
bölgelerde Türklerden başka
Arap, Süryani, Rum, Ermeni ve
bir miktar da Yahudi vardı. Her
millet, kendi lisanını
konuşurdu. Türkler
ve Araplar Müslüman, Ermeni ve
Rumlar Hıristiyan, Süryaniler
kendi mezheplerinde
idiler.
Böylece Artuklular Diyarbakır,
Harput Kalesi ve civarına hakim
olup, Haçlıları, Frankları, Urfa
Kontunu, Bilecik Haclı Senyörünü
ve Kudüs Kralı Bodveni yenerek
bölgede büyük devlet
kurarlar. Bu devletin 304 yıllık
egemenliği olmuş Amir Timur
1393’te Mardin Kalesini
kuşatıp işgal etmeye çalışsa da
başarılı olamamıştır.
Yine Artuklular döneminde 1395
yılının ramazan ayında Amir
Timur, Mardini almak için
yeniden Kızıltepe’de çadır kursa
da başarılı olmamıştır. Lakin
bazı manbelerde Amir Timur’un bu
şehre dövüşsüz girmesi de
yazılıyor.
Karakoyunluların
Artuklular devletinin üzerine
gelirken
Mardin’e 2 yıl girememiş 1409
Mardin Karakoyunluların
egemenliğine girmiş ve 61
yıl kalmıştır. Karakoyunluların
da 1462 yılında Akkoyunlulara
yenilmesinden sonra Mardin
kalesinin egemenliği de
Akkoyunluların eline geçmiştir.
Bu dönemde Mardin’e Paşa olarak
gelen Kasım Bey, Mardin’de
tarihe meydan okuyan Kasım Paşa
Medresesini yaptırmıştır.
16.yüzyılın başında
Akkoyunluların egemenliğini alan
Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasanın
torunu Şah İsmail Hatayi güclü
bir Şii- Saf evi devleti
kurarken Mardin hakimi kan
dökmeden şehri Şah İsmail’e
teslim etmiştir.
Mardin’in Osmanlıların eline
geçmesi Mısır seferini
düzenleyen Yavuz Sultan Selim
döneminde gerçekleşmiştir. 7
Nisan 1517’de Mardin’e girilmiş
ve çevresi ile birge 1518’de
Mardin Sancağı yaratılmıştır.
Merkez kazası ile Savur ve
Nusaybin nahiyelerinden oluşan
Mardin, uzun müddet
Diyarbakır-Bağdat ve Musul’un
Sancağı durumunda kalmıştır.
Osmanlı zamanında da halk
inançları mühtelif olmuş ve
Yahudiler, Hıristiyanlar
(Ermeniler, Süryaniler ve
Keldaniler), Müslümanlar ve bir
kısım Şemsilerden (Güneşe
tapanlar) oluşuyordu.
Kurtuluş savaşında Mardin
Türkiye Cumhuriyetinin arazisi
olarak kalmış ve Atatürk general
müjdesinin Mardin’de almıştır.
Tüm bu tarihte bir gerçeklik
yatmaktadır. O da bu toprakta
zaman zaman birbirinin üzerinde
kurulan Türk devletleri ve
toplumlarıdır. Mardin ve
çevresinin eski çağda prototürk
toplumların kurduğu
devletlerinin içinde bulunması,
M.S. ise Selçuklu, İnaloglu,
Nisanoğlu, Artuklular,
Akkoyunlular, Karakoyunlular,
Safeviler, Osmanlı ve Türkiye
Cumhuriyetine ait olması bu
topraklarda birçok toplulukların
yaşamasına bakmayarak Etnos
halkın Türk olmasının tarihi
delilidir. |