|
Ulu Cami görkemli yapıt...
Minaresi kentin sembolü... Her noktada gözünüzün içinde... Yaz sıcağında
cami avlusunun yeşilleri altına saklanıp serinliği yudumlarken minarenin
haşmetini algılıyorsu-nuz. Taşlar uçup
gitmiş gökyüzüne. Üstün-de ayetler yazılmış. Yukar-da Zinciriye Medresesi,
aşağıda Ulu Cami. Kentin sembolleri. Aklı-nızdaki sembolleri birbirine
düğüm ederken eski bir efsane gelip oturuyor önünüze. Zinciriye
Medresesi ile Ulu Cami arasında yıllar önce bir zincir varmış, iki
kutsal yapıt birbirine bağlıymış. Neden bağlanmış birbirine acaba?
Kutsiyetleri birbirini güçlendirirmiş. Kenti koruyup kollarmış bu
bağlılık. Gerçekten bir tılsımı varmış bu bağlılığın. Kenti
kötülüklerden korurmuş. Özellikle insanı... Yaz sıcağında kente dağılan
yılanlar, akrepler bu tılsıma çarpar düşerlermiş yere. Hiç kimseyi akrep
sokmazmış. Mezopotamya'nın akrepleri el gibi. Zehri morartır öldürür
insanı. Ne zaman ki bu zincir kırılmış, o zaman tılsım bozulmuş.
Akrepler bayram etmiş.
Zinciriye'nin zinciri yok ama anlatılan efsanesi var. Ulu Cami muhteşem
kolonları, minaresi, bahçesi ile kentin tam ortasında. Zinciriye kalenin
dibinde. Her gün birbirlerine el uzatıyorlar hasretle. Zincir kırılınca
bağları kopmuş. Ruhları ayrı düşmüş. Ama kentin panoraması içinde yine
birlikteler. Zincirle değil ama kentin karşısına geçip hayranlıkla bakan
insanlar onları gözleri ile birleştiriyor. Ellerini kavuşturup tılsımı
görsel düzlemde birleştiriyorlar... Yüzyıllık minarenin üzerinden kalkan
güvercinler biraz sonra Zinciriye Medresesi'nin kümbetinin üstüne
konuyor. Kuşlarda ışık da gözler de onları hep ele ele tutuşturuyor.
|