|
|
|
YILANLARIN
EFENDİSİ ŞAHMARAN |
| |
Öndeki bakır
siniye işlemiş Şahmaran'ı... Sırtını duvara dayamış öylece kalmış,
Fotoğraf çektiğimin farkında bile değil. Derinlerde geziyor belli...
Yılanların efendisi önünde bakır sininin üstünde. Elleriyle yapmış
Şahmaran'ı... Şahmaran'la söyleşmiş belli ki... Derin derin bakıyor.
Bilinci buğulanmış. Efsanenin içine düşmüş. Düşlerin içinden
kurtuluncaya dek ona değmemek gerek. Yılanların efendisi Şahmaran
yanında... Öykü devinip duruyor düşlerin içinde... Belleğimdekiler,
sanki bakır sininin üzerine düşüyor. Efsaneler doğru mudur? Asırlar
öncesinin sanat tezahürlerimdir bunlar... Ben öyle algılıyorum.
Asırlarca yaşamış bu sözler. Şahmaran, Lokman Hekim efsanesinin bunca
yıl yaşaması kalıcılık değil midir? Ef-saneye göre, Şahmaran yanındaki
insanı gün ışığına salarken kendi-sinin bu adam yüzün-den öleceğini
biliyor-muş. Öldürülmeyi neden kolay kabulleniyor. Kaynatılıp içilen
sularıy-la veziri öldürüyor, prensesi yaşatıyor, Lokman Hekim'e ölüm-süzlük
sırrını veriyor. Efsanenin içinde, her şey var. Yüzyıllarca önce insan
bütün duygularını yüklemiş içine. İhanet var, yaşatma ve ceza
var. Ama asıl önemlisi bu efsanenin sonunda bir arayış var. İnsanoğlu,
ölümsüzlüğü arıyor. Yüzyıllar içinde insan hep bunu düşündü. Bugün de
onu düşünüyor. Bilim adamları halen insanı daha çok yaşatmak istiyor,
hep ölümsüz-lüğü arıyorlar... Ölüm-süzlük bedende mi yoksa yaratıların
içinde mi? Şahmaran efsanesinin içinde bu sorunun yanıtı gayet açık.
Lokman Hekim milyonlarca ot ve çiçeğin arasında ölümsüzlüğü bulamadı.
Bir dilden dökülen anlatı ölümsüz oldu. Mardinli bakırın üstüne işliyor
ölümsüz efsaneyi. Bir evin duvarına asılıp duracak Şahmaran motifleri.
İnsanlar bu motiflere bakıp bin yıllık efsanenin betimlendiği öyküyü
anımsayacak. Şahmaran efsanesi hep yaşayacak.
|