|
Her taşın her sokağın bir efsanesi var sanki... Daracık sokağın içinde,
duvardaki taş dile gelir yürürken. Efsaneler karışır sokağın
görüntüsüne... Her bir şey dile gelip anlatır geçmişi... Geçmiş ve gelecek
bir olur önünüzde... Selam durup söyleşirler. Sokağın içinde sahne
kurulur, oyun başlar. Taşlar anlatır elleri, çekiçleri. Çekiç
sesleri fon müziği oluşturur. Çekiç sesleri
notaya dönüşür. Aşk nameleri düşer sokağın içine. İçli nağmelerin sonu acıdır. Acılar gelir
orta yere. Sokağın acıları. Mahcup kadınların duvar dibindeki
sohbetlerin-den kahkahalar karışır acıların içine. Güneş sabah bir
duvardadır akşam diğerinde. Göl-geye saklanıp ışığa bakar sokağın
kadınları. Minareler, çan kuleleri üstten bakarlar sokağın içindeki
oyuna... Çan sesi katılır çekiç sesine. Ezan sesi süsler sokağın üstünü
baştan başa. Huşu ile bakar insanlar gökyüzüne. Güvercinler geçer. Takla
atıp düşerler sokağın içine...
Peş peşe gelir güvercinler peş peşe düşerler oyunun ortasına. Zaman
geçmişi tel tel döker sokağın içine. Yitip giden zaman, güvercinin
kanatlarına bağlanmıştır. Geçmişin oyunlarını getirir güvercinler.
Geçmişin varsıllıklarını, yoksulluklarını, acılarını, sev dalarını...
Çekiç sesi sürer sokağın içinde... Güvercinler damların ucuna çıkıp
dizilirler. Mezopotamya ovasından fırtına kopup gelir. Savaşlar
kılıçlarla sakırdar oyunun içinde. Taşlar aşka gelip anlatırlar
gördüklerini... Birbirine karışır sesler. Sokağın içindeki bin yıllık
oyun sürer. Çocuk sesi gelir evin içinden. Çocuk ağlamaktadır. Kadın
kocasına sarılır aşkla. Güvercinler kanat çırpar gökyüzüne. Taşlar
sürdürürler sözlerini... Geçmiş ve gün buradadır, sokağın içinde...
Taşlar da burada güvercinler de.
Güneş yorulmuştur bir kez daha kaçar sokağın içinden. Efsaneler iner
sokağın içine. Sokaklara dağılırlar; yüzyıllık, bin yıllık sözler.
Efsaneler kol gezer Mardin'de...
|