|
|
Bozkırdan yeşilin içine düştüm.Yol kıyısında sürüp giden yeşilliğin
ardından Savur dimdik bir tepeye sarılmış öylece bekliyordu beni.
Kollarıyla sımsıkı sarılmıştı tepeye... Konağı-nın damından bakınca bu
hisse kapıldım. Sonra sokaklarda abbaraların içinde yine taş işçiliğinin
doruğa ulaştığı yüzeylerde görsel tarihine baktım Savur'un. Tüm konutlarıyla taş olgusuyla kalsaydı, betonla kirlenmeseydi taş evler
tepenin boynuna asılmış inci gibi olacaktı. Savur'da inci gibi bir oda
gördüm, insanın aklını alacak güzellikte bir oda beyaz örtüleri, ahşap
işçiliğiyle yüzyıllık yaşamı simgeliyordu. Savur'dan Dereiçi köyüne yine
yeşillere üzüm bağlarına teğet yürüdük. Ballı üzümler, susuz toprağın
bağrından fışkıran asmala-rın yeşil yapraklarının ara-sından parıldıyordu.
Bir hazine Dereiçi köyü. Yeniden ele alınsa sokakları, evleri, kilisesi
onarılsa bir Venedik eder. Prof. Metin Hoca gelmiş hemen girişteki
caddeyi onarıp açmak istemiş. Hoca bu ülkenin değerlerinin sahibi. Ayak
izi her yerde. Bir ev çektim. Biri duruyordu yetmesinde. Dimdik öylece
duruyordu. Bir insan bir ev... Şimdi yüreğime düştü o görüntü. İlk kez
gördüğüm köy kül-lenmiş mücevher gibi... Bu külleri kaldırıp parlatmak
gerek her şeyi. Kilisenin önündeki mezarın önünde öylece kaldım. Süryani
kiliselerinin avlularına önemli insanlar gömülebiliyor. Görkemli mezar
orada köyün geçmişini anlatıyor sanki. Evlerin doğa ile uyumu insana
huzur veriyor. Boş olsa da evler. Köyün doğa üzerindeki duruşu öylesine
çok şey anlatıyor ki... İnsan burada doğaya duyduğu saygıyı ortaya
koyuyor. "Bu köy yaşamalı" diyor insan içinden... Bu köy yaşatılmalı.
Doğa ile uyumu tüm insanlar görmeli... Asıl bu köyün insanları köye el
uzatmalı... Parıltılı üzümlerin sarıp sarmaladığı buruk şarap tadındaki
görsel değerlere herkesin gözü değmeli. Böylesi kaç köy var doğa
üstünde? Böylesine estetik, böylesine uyumlu huzur veren kaç köy vardır? Dereiçi kiliseleri, mezarları ve boynu bükük evleri ile orada duruyor.
Hiç değilse beton yapıştırılmasa bu konutlara. Olduğu gibi tüm onurları
ile öylece yaşasalar... Motifleri, gölgeleri, gün sonunda sararan
taşları ile tepenin önünde öylece dizili kalarak yaşayabildikleri kadar
yaşasalar. Beton kirletmese o evleri. Altına bakır katılmasın. Öylece
parıltılar saçsın.
|