|
T.C
MARDİN VALİLİĞİ
İL İNSAN HAKLARI RAPORU
Töre ve Namus Cinayetleri Raporu:
Töre değişmenin yavaş olduğu
topluluğun ve o topluluğu kuşatan dış dünya ile ilişkilerin, muhafaza
edilmesi için içeride kutsanması gereken değerler ve kurallardır. Bu
karı koca ilişkisini kuşatan kayınvalide, kayınpeder, amcalar, dayılar
v.s.arasında aile içinde olur. Aile içerisindeki alt üst ilişkisi
şeklinde düzenlenmiş hiyerarşik yapıda töre, herkesin bulunduğu yeri
koruması, üstlerin otoritesini ve altların üstlerine karşı itaatkar ve
terbiyeli davranmasını sıkı sıkıya denetler. Yaptırımları, ayıplama,
dışlama, toplum dışına itme, aileden atma ve daha ileri giderek
öldürmedir. Bölgede mevcut olan feodal yapı ve içe dönük aile yapıları
bu sorunun ana kaynağıdır. Bireysel olarak yapılan tercih veya hataların
aile ve çoğunluğa mal edilmesinden ortaya çıkan ve genellikle ölüm ve
büyük travmalarla sonuçlanan olayları töre cinayeti olarak
tanımlayabiliriz.
Kadına karşı yapılan şiddetin
içerisinde önemli bir yere sahip olan töre cinayetleri kapalı
(baskı-günah-ayıp) toplumun sıkıntılarıdır. Töre cinayetleri örf
adetlerin doğrultusunda, kadın olmayla ilgili kadının cezalandırılması
söz konusudur. Özellikle kadın kuruluşları “ Nitelikli adam öldürme”
olarak kabul edilen namus cinayetleri Doğu ve Güney doğu ya ait olmadığı
tespit edilmiştir.
Töre cinayetlerine kurban
gidenler genelde kadınlardır. Bunun başlıca nedenleri, kızın ailesinin
isteği dışında birisiyle duygusal
ilişkiye girmesi, Gayrı meşru bebek doğurması, Genç kadının kocasını
terk edip başkasıyla kaçması,
kızın bir gence sevdalanıp evden kaçması, kızın zorla evlenmeyi kabul
etmeyişi, zoraki akraba evlilikleri, tecavüz ve taciz olayları,
bütün bu nedenler namus kavramı kapsamında ele alınmaktadır.
Ataerkil toplumlarda kadının
iffeti, erkeğin namusu ve şerefi sayılır. Kadınlar bu yapı içerisinde
düşük bir statüye sahiptir. Özellikle
bölgenin coğrafi konumun kurak, verimsiz oluşu, geçim kaynaklarının
kıtlığı, bireylerin geniş aile, akrabalık, aşiret kurumları gibi ortak
ve dayanışmacı yaşamlarını gerekli kılmıştır.
Bu töre cinayetlerini özendiren
destekleyen bir sosyo-kültürel çevre oluşturur. Kadının öldürülmesine
aile meclisi karar verir.
Erkekler burada hem namusu kirleten hem de namus kirletenin cezasını
veren rolündedir. Öldürmeler kanuna göre daha az
ceza aldıkları için, 18 yaşından
küçükler, çocuklar tarafından gerçekleştirilmektedir.
Töre cinayetleri, sadece
cinayete maruz kalan kişiyi değil, aynı zamanda onun aile fertlerini ve
yakın akrabalarını da etkilemektedir
İlimizde son beş yıllık töre /
namus cinayetlerinin sayısı :
İlimiz polis sorumluluk bölgesinde:
2005 yılında aile uyuşmazlığı yüzünden bir olay meydana gelmiş olayda
bir erkek hayatını kaybetmiş, 2007 yılında kan davası gütmek suretiyle
iki olay meydana gelmiş olayda iki erkek hayatını kaybetmiştir.
İlimiz
Jandarma sorumluluk bölgesinde : 2004 yılında bir olay meydana
gelmiş olayda bir erkek hayatını kaybetmiş, 2005 yılında bir olay
meydana gelmiş bir kadın hayatını kaybetmiş, 2006 yılında iki olay
meydana gelmiş olaylarda bir kadın, iki erkek hayatını kaybetmiş, 2007
yılında bir olay meydana gelmiş olayda bir kadın bir erkek hayatını
kaybetmiştir
İlimiz
Cumhuriyet Başsavcılığında : Cumhuriyet Başsavcılığının son beş
yıllık kayıt tekidinde üç adet töre ve namus cinayeti soruşturulmasının
yapıldığı soruşturma sonucunda Mardin Ağır Ceza Mahkemesine dava
açıldığı, davaların halen derdest olup herhangi bir karar verilmediği
belirtilmiştir.
Töre /
Namus Cinayetlerine iten sebepler:
- Aile
içinde kadının itaatsizliği (% 35)
a) Aile
içi cinsel istismara karşı çıkmak yada dile getirme.
b)
İstenilen kişi ile evlendirme.
c) Kuma
istememek, boşanma istemek.
-
İftiraya Uğramak ( %17)
Asılsız
hikayeler, dedikodu, süslenmek, farklı giyinmek.
-
Sevdiğine Kaçma veya buluşma ( %20)
- Şiddet
ve baskı sonucu evden kaçma ( %10)
- Kırsal
kesimde otorite olan ve imam denilen kişilerin fetvası
- Eğitim
durumu
Okur
yazar olmayanların kolay cinayet işliyor olabilmesi
- Bekaret
kaybı ( %9)
- Töre'ye
dayandırılarak cinayetin meşrulaştırılmasının, toplum
içinde
onay görmesinin,
desteklenmesinin ve mağdur ve mağdurun ailesi tarafından kabullenilmesi,
- Töre cinayetlerinin dine dayandırılarak
meşrulaştırılması,
- Töre cinayetlerinde mağdur olan genelde
kadın olmakla beraber evladını savunamayan veya öldürmek zorunda kalan
anne babalar ve çocuk yaşta cinayete zorlanan erkek kardeşlerin yeterli
bilinçte olmaması,
- Töre vakalarının aile içinde
çözümlenmesi ve adli mercilere intikalinin sağlanamaması, hukuk
kuralları ve yaptırımlarının kabullenilmemesi,
- İçe kapalı feodal aile sistemlerinde
yaşayan insanlara dış dünya ile ilişki kurabilecek iletişim yollarının
olmaması veya varsa bile kapalı olması,
- Aile meclislerinin hukuktan bağımsız
töre kurallarını istedikleri gibi uygulayabilecekleri kanaatine sahip
olmaları.
Alınması Gereken Tedbirler
Töre baskısı ve cinayetlerinin
yaşanmaya uygun ortam sağlayan feodal yapıların var olduğu
bölgelerde halkın kadın erkek ve
ailenin diğer bireylerinin bilinçlendirilmesi çalışmaları, mağdurların
nereye nasıl başvurabileceği ne gibi haklara sahip olduğu
kendisini nasıl savunabileceği ve
koruyabileceğinin anlatılması, bunun sonucunda vakaların hukuki yoldan
çözülmesi, ya da töre saikı ile işlenen cinayetlerin faillerinin
en yüksek ceza ile cezalandırılması şeklinde caydırıcı hukuki
yaptırımların uygulanması ile
sağlanabilir. Töre cinayetlerini toplumun hoş görmemesi ve kınaması,
kayıtsız kalmaması sağlanmalıdır.
Sorunun çözümü için mutlaka
kadının sosyal yaşamının geliştirilmesi ve bilinçlenmesinin
sağlanmasıdır. Mardin merkezinde ve kırsalında yaşayan içe kapalı
toplumsal kesimlerde töre kaynaklı olumsuzluklar ve sonuçları konusunda
kadınlarda ve etkileşim içinde oldukları kesimlerde
bilinç oluşturulmalıdır. Töre baskısının cinayetlerle sonuçlanması,
baskının nerelere ulaşabileceğini
göstermesi açısından oldukça
çarpıcıdır. Töre cinayetleri, özellikle de kadın erkek arasındaki
ilişkilerde en fazla
kadınlara yönelik işlenmektedir. Kırsal kesimlerde, kadına, çocuk
bakmak, ev işlerini yapmak ve
erkeğin koyduğu kurallar çerçevesine hareket etmek gibi roller
biçilmiştir. Özellikle anne-babanın ve ağabeylerin kadınların
yerine özelde de genç kızların yerine karar almaları, kadının toplumsal
hayattaki rolünü nerdeyse yok etmektedir.
Ülkemizde ve bölgemizde tecavüz,
ensest gibi cinsel şiddet konuları tabu sayılmaktadır. Tecavüz,
cinsel şiddet ve ensest ilişkiye meyil tedavi gerektiren bir davranış
bozukluğudur. Bu tür psikolojik sorunları olan insanların eğitim
programları, bilinçlendirme çalışmaları ile bu davranışlarını
değiştirmeleri mümkün değildir. Bu
durumda yapılması gereken cinsel şiddete maruz kalan kişilerin
kendilerini koruma, savunma yolları öğretilmeli, aile içinde
yaşanıyorsa, bu davranış bozukluğunu sergileyen aile bireyinin
diğer aile bireyleri tarafından kabul edilmemesi, toplum tarafından ifşa
edilmesi, üstü örtülü kalmaması üzerinde durulmalıdır.
Aile içinde ve okullarda ergenlik dönemindeki çocuklara
sağlıklı cinsel eğitim verilmeli, cinsel
konularda baskı yapılmamalı, ruhsal
yönden sağlıklı fertler yetiştirilmesini sağlanmalıdır.
Töre cinayetlerini önleme konusunda toplumu bilinçlendirecek
eğitici programlar yapmak, kadın potansiyelini her alanda
değerlendirecek eğitim, sanat, sosyal ve kültürel
etkinlikler yapmak, kadın ve aile
sağlığı konusunda projeler gerçekleştirmek ve kadın bilincini arttırmak.
Ayrıca geniş çaplı bir örgütlenme, kadın dayanışma
merkezlerin çoğaltılması, İntiharların bir çoğunun namus cinayeti olup,
bunu anlamak için Adli işlemlerin hassasiyetle yürütülmesi, Camilerde
namus cinayetlerini konu etmek, namus cinayetleri ile ilgili tiyatro ve
filmler ücretsiz gösterilmesi, kadına biçilen geleneksel rolün ders
kitaplarında çıkarılması, kapsamlı bir kadın politikasının oluşturulması
(Ekonomik, Kültürel, Sosyal), devamlı bilinç yükseltme çalışmaları
yapmak (kadınların tehlike anında yapabileceklerini hatırlatmak gibi),
namus cinayetleri bir anlık öfkeyle değil 2-3 aylık süre içerisinde ve
planlı gerçekleştirilmektedir bu nedenle acil müdahale hatları kurmak,
Askerlik eğitiminde, okullarda, üniversitelerde, kahvehanelerde, çok
sayıda erkek istihdam edem kamu, kurum ve kuruluşlarda töre namus
cinayetlerine yönelik zihniyet dönüşümünü sağlayacak eğitim programları
düzenlemek, özellikle ekonomik yönden geri, geleneksel değerlerin hakim
olduğu kırsal bölgelerde kız çocuklarının eğitime katılmaların
sağlanmaya yönelik kız yatılı ilköğretim ve ortaöğretim bölge
okullarının açılması ve çocuklara töre namus cinayetleri ile ilgili her
fırsatta bilgi verilmeli, kadın erkek arasındaki eşitsizliklerin
giderilebilmesi için kadının her alanda güçlendirilmesi ve meslek
eğitimine ağırlık verilmelidir.
Töre / namus cinayetlerinin önlenmesine yönelik olarak yerel
düzeyde Valilik Emniyet Jandarma, Belediye, Müftülük, Üniversite, Sivil
toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katılımı ile komiteler
oluşturulmalıdır.
Yavuz Selim SÜZER
Vali Yardımcısı
İl İnsan Hakları Kurulu Başkanı
|